Evlenince sevgi artar mı ?

Atil

Global Mod
Global Mod
Özellikle şiddet ve tehdit içeren ilişkilerde mesele yalnızca daha iyi iletişim kurmayı öğrenmek değildir. Öncelik güvenlik, destek ve gerektiğinde profesyonel yardım almaktır.

Murat ile Elif'in hikâyesinden çıkarılabilecek sonuç, her zorluğa katlanmak gerektiği değildir. Asıl mesele, üzerinde çalışılabilecek farklılıklarla kişinin güvenliğini ve özsaygısını tehdit eden davranışları birbirinden ayırabilmektir.

Sevgi, her şeyi affetmek zorunda olmak değildir. Birlikte kalmak da her koşulda doğru karar değildir.

Bazen ilişkiyi onarmak için iki kişinin de sorumluluk alması gerekir. Bazen de bir insanın kendisini koruyabilmesi için mesafe koyması gerekir.

9. Yıllar Sonra Gelen Bir Soru: İlk Günkü Gibi mi, Daha Derin mi?

Murat ile Elif'in onuncu evlilik yıl dönümünde küçük bir kutlama yaptıklarını düşünelim.

Gösterişli bir organizasyon hazırlamamışlardı. Evde yemek yapmış, eski fotoğraflarını çıkarmışlardı. Düğün fotoğraflarına bakarken Elif gülmeye başladı.

"Şuna bak, düğün günü ne kadar heyecanlıymışız!"

Murat fotoğrafa yaklaştı.

"Ben o gün ne kadar iyi bir eş olacağımı bildiğimi sanıyordum."

Elif merakla sordu:

"Şimdi bilmiyor musun?"

Murat gülümsedi.

"Şimdi iyi bir eş olmanın tek bir cevabı olmadığını biliyorum."

Bir süre fotoğraflara baktılar. Sonra Elif, yıllar önce Murat'ın ona verdiği bir sözü hatırladı.

"Bir keresinde bana hiçbir şeyin değişmeyeceğini söylemiştin."

Murat güldü.

"Çok yanılmışım."

Elif başını salladı.

"İyi ki de yanılmışsın. Her şey değişti. Biz de değiştik."

O an ikisi de ilk günkü heyecanın aynısını hissetmiyordu. Fakat bu, birbirlerine duydukları sevginin azaldığı anlamına gelmiyordu.

Murat artık Elif'in yalnızca mutlu olduğu günlerde değil, korktuğu, yorulduğu veya kararsız kaldığı zamanlarda da yanında olmanın önemini biliyordu. Elif de Murat'ın sevgisini yalnızca güzel sözlerle değil, sorumluluk alması, düşünerek hareket etmesi ve ihtiyaç duyulduğunda yanında bulunmasıyla da okuyabiliyordu.

Yine de ilişkileri kusursuz değildi. Bazen aynı konuya farklı açılardan bakıyor, bazen birbirlerini kırıyorlardı. Fakat artık bir tartışmanın ardından sessizce uzaklaşmak yerine yeniden konuşmaya dönmeyi daha iyi biliyorlardı.

Murat, "Sence evlenince sevgi artıyor mu?" diye sordu.

Elif biraz düşündü.

"Bence evlenince sevginin artabileceği bir alan oluşuyor. Ama o alanı neyle doldurduğumuz bize bağlı."

Murat başını salladı.

"Yani evlilik tek başına yetmiyor."

"Hayır. Aynı evde yaşamak, birbirini sevmeye devam etmekle aynı şey değil."

Murat onun elini tuttu.

"Ama birbirimizi sevmeyi yeniden öğrenebiliriz."

Elif gülümsedi.

"Sanırım evliliğin en güzel yanı bu."

10. Sonuç: Evlilik Sevgiyi Artırır mı, Yoksa Sevgi Evliliği mi Büyütür?

Murat ile Elif'in hikâyesi bize tek bir kesin cevap vermiyor. Zaten insan ilişkilerinin güzelliği de biraz burada: Aynı koşullar altında yaşayan iki çift bile birbirinden çok farklı deneyimler yaşayabiliyor.

Evlilik, iki insanın birbirini daha yakından tanımasına fırsat verir. Ortak anılar, güven duygusu, karşılıklı destek ve birlikte aşılmış zorluklar sevgiyi derinleştirebilir. Bir insanın nasıl sevindiğini, ne zaman korktuğunu, hangi konularda hassaslaştığını ve zor zamanlarda neye ihtiyaç duyduğunu öğrenmek, yüzeysel bir çekimin ötesine geçilmesini sağlayabilir.

Fakat bunun gerçekleşmesi için evlilik cüzdanı yeterli değildir.

Birbirini dinlemek, gerektiğinde özür dilemek, ortak sorumlulukları paylaşmak, farklılıklara saygı göstermek ve kişinin değişmesine izin vermek gerekir. Bunlar bir kez yapılıp tamamlanan görevler değil, ilişkinin içinde zaman zaman yeniden öğrenilen alışkanlıklardır.

Erkeklerin çözüm üretme ve planlama becerileri, kadınların empati ve ilişkisel farkındalıkları gibi toplumsal olarak öne çıkarılan özellikler, doğru kullanıldığında ilişkiye katkıda bulunabilir. Ancak bu özellikleri katı cinsiyet kurallarına dönüştürmek, insanların birbirlerinden öğrenme fırsatlarını sınırlar. Bir erkek de duygusal yakınlık kurabilir; bir kadın da stratejik kararlar alabilir. Her iki taraf da hem çözüm üretmeye hem dinlemeye ihtiyaç duyabilir.

Önemli olan, birinin diğerine benzemesi değil, iki kişinin birbirini anlayabilmek için kendi alışkanlıklarının dışına çıkabilmesidir.

Bazen sevgi, sevdiğin insanın sorununu çözmek için gece boyunca düşünmektir. Bazen de çözümün hemen bulunamayacağını kabul edip onun yanında sessizce oturmaktır. Bazen geleceği güvence altına almak, bazen de bugünün küçük mutluluklarına dikkat etmektir.

Belki de evlilikten sonra artan şey, her zaman ilk günkü romantik heyecan değildir. Zamanla sevgi başka biçimler kazanabilir: güven, dostluk, bağlılık, şefkat ve ortak bir hayat kurmuş olmanın verdiği derinlik.

Fakat bunların hiçbiri otomatik değildir. İki insanın birlikte yaşaması, birbirlerini mutlaka daha çok sevecekleri anlamına gelmez. Sevginin büyümesi, iki tarafın da ilişkide kendisini güvende, değerli ve duyulmuş hissedebilmesiyle yakından ilişkilidir.

Murat ile Elif'in hikâyesinde yıllar geçtikçe değişen en önemli şey, birbirlerine duydukları sevginin ölçüsü değil, bu sevgiyi anlama biçimleriydi. İlk günlerde birbirlerini heyecanlandıran özelliklere hayranlık duyuyorlardı. Yıllar sonra ise birbirlerinin kusurlarını, korkularını ve değişen ihtiyaçlarını daha iyi tanımaya başlamışlardı.

Belki de olgunlaşan sevgi tam olarak budur: Karşındaki insanın her yönünü bildiğini iddia etmek yerine, onu tanımaya devam etmeyi seçmek.

Forum Sorusu: Sizin Deneyiminiz Ne Söylüyor?

Şimdi sözü size bırakmak istiyorum. Çünkü evlilik ve sevgi hakkında herkesin kendi hayatından getirdiği farklı bir hikâyesi var.

- Sizce evlenince sevgi gerçekten artıyor mu, yoksa zamanla yerini alışkanlığa mı bırakıyor?

- Birlikte yaşamak, partnerinizin daha önce fark etmediğiniz hangi yönlerini ortaya çıkardı?

- Siz bir sorun yaşadığınızda önce çözüm mü beklersiniz, yoksa anlaşılmak ve dinlenmek mi istersiniz?

- Evlilikte sevginin büyümesini sağlayan en önemli şey sizce güven, sadakat, iletişim, ortak sorumluluklar ya da başka bir şey mi?

- İlk günkü heyecanı zaman içinde kaybetmek, sizce sevgiyi kaybetmek anlamına gelir mi?

Belki de en önemli soru şu: Sizi seven insanın sizi sevdiğini hissetme biçimiyle, sizin sevildiğinizi hissetme biçiminiz aynı mı?

Çünkü bazen iki insan birbirini gerçekten sever ama bu sevgiyi birbirlerinin anlayabileceği şekilde gösteremez. Bazen de bir ilişkinin yeniden güçlenmesi için büyük kararlar değil, küçük bir soru yeterlidir:

"Bugün sana nasıl daha iyi eşlik edebilirim?"

Sizin düşüncelerinizi ve deneyimlerinizi merak ediyorum. Belki paylaşacağınız bir cümle, başka birinin kendi ilişkisine farklı bir gözle bakmasını sağlar.

Kaynak ve Okuma Önerileri

- John M. Gottman ve Nan Silver, The Seven Principles for Making Marriage Work. Çift ilişkilerinde iletişim, çatışma yönetimi ve gündelik etkileşimler üzerine bir çalışma.

- Caryl E. Rusbult, Commitment and Satisfaction in Romantic Associations: A Test of the Investment Model. Romantik ilişkilerde bağlılık, memnuniyet ve ilişkisel yatırımlar üzerine araştırma.

- Harry T. Reis ve Phillip Shaver, Intimacy as an Interpersonal Process. Yakınlığın, kişinin kendini açması ve karşısındaki tarafından anlaşılmış hissetmesiyle ilişkisini ele alan kuramsal çalışma.

Bu kaynaklar, hikâyedeki karakterlerin yaşadıklarına bilimsel bir çerçeve sunmak için kullanılmıştır; ancak kurmaca karakterlerin deneyimleri araştırma bulgusu olarak değerlendirilmemelidir. İlişki araştırmaları genel örüntüleri anlamaya yardımcı olur, her evliliğin nasıl sonuçlanacağını kesin olarak belirlemez.
 
Üst