Konuşsana ne demek ?

Esprili

New member
Konuşsana Ne Demek? Bir Hikâye Paylaşmak İsterim...

Sevgili forumdaşlar, bugün sizlere kalbimde iz bırakan bir hikâye anlatmak istiyorum. Bazen, bazılarımızı en iyi anlayan şey, hissettiklerimizdir. Bu hikâye de biraz bununla ilgili... Bir kadının ve bir erkeğin farklı bakış açıları, bir iletişimsizlik anında nasıl birbirinden uzaklaşabileceğimizi gösteriyor. Fakat aynı zamanda, ne kadar benzer olduğumuzu da anlatıyor.

Dilerseniz, lafı uzatmadan hemen hikâyemi paylaşayım. Umarım siz de benim gibi, bu hikâyeyi okurken bir şeyler hissedersiniz.

Bir Sabah, Bir Kadın ve Bir Erkek…

Bir sabah, Eda ve Serkan kahvaltı masasında oturuyorlardı. Her ikisi de farklı dünyalardan gelmiş, farklı bakış açılarına sahipti. Eda, her zaman çevresindekilerin duygusal halini hissedebilen, onları anlayabilen bir kadındı. Serkan ise her zaman çözüm odaklıydı, onun için her sorunun bir çözümü vardı ve her şey mantıkla açıklanmalıydı.

Bir süre önce, Eda’nın ailesinde yaşanan bir sorundan dolayı ruh hali oldukça kötüydü. Serkan, Eda’nın halinden bir şeylerin yanlış gittiğini fark etti. Ama o an, Eda'ya bir çözüm önerisi sunmak yerine, sadece konuşmak istedi. Oysa ki Serkan’ın aklında tek bir şey vardı: “Eda’ya bu sıkıntıyı nasıl çözebilirim?”

Eda’nın Sessizliği…

Eda, kahvesini yudumlarken bir yandan da içinde bulunduğu duygusal karmaşayı saklamaya çalışıyordu. Gözleri, düşüncelerinin derinliğine gömülmüştü, ama Serkan’ın bakışları hep üzerineydi. Serkan, Eda’nın böyle olmasına alışkındı, ama bu sefer farklıydı. “Ne oldu?” diye sordu, sesinde bir endişe vardı. Eda’nın bu kadar suskun olması onu rahatsız ediyordu.

Eda, başını kaldırarak kısa bir göz teması kurdu ama sonra tekrar bakışlarını kaçırdı. Gözleri, sanki ona cevap vermek için çok yorulmuş gibiydi. “Bir şey yok, Serkan. Sadece biraz yoruldum,” dedi. Serkan, Eda’nın suskunluğundan tedirgin olmuştu. Çünkü o, bir problem varsa çözülmesi gereken bir şey olduğunu düşünüyordu. Ama Eda bir çözüm istemiyordu; o, yalnızca duygusal olarak anlaşılmak, birinin yanında olmasını istiyordu.

Serkan’ın Çözüm Arayışı…

Serkan, Eda’nın haliyle ilgili bir şeyler yapmak zorundaydı. Yine de ne yapması gerektiğini tam olarak bilemiyordu. “Eda, gerçekten bir şey yoksa, lütfen bana söyle. Durumun ciddiyse, bir şeyler yapmalıyız,” dedi, endişe dolu bir ses tonuyla. Eda, gözlerini kaçırarak, "Serkan, bazen her şey çözülmek zorunda değil. Sadece bazen dinlenmek istiyorum," diye yanıtladı.

Eda’nın bu sözleri, Serkan’ın kafasında yankılandı. O, problemleri çözmek için her şeyi planlayan bir adamdı. Oysa Eda, sadece birinin onu anlamasını istiyordu. “Konuşsana, Serkan,” dedi Eda, gözlerinde bir anlam vardı. O anlam, aslında sesini duyurabilmenin, anlaşılabilmenin arzusuydu.

Kadın ve Erkek, Farklı İhtiyaçlar…

Hikâye burada, aslında bizlere çok şey söylüyor. Eda, kadınların çoğunun hissettiği bir duyguyu yaşıyordu: Birinin onu dinlemesi, ona değer vermesi, sıkıntılarını bir çözümle değil, sadece anlayışla kabul etmesi. Kadınlar, genellikle başkalarının duygusal hallerine daha duyarlıdırlar. Onlar için sorunlar, çözülecek birer engel değil, anlaşılması gereken birer duygusal yüktür. Bu, Eda’nın sessizliğinde vücut buluyordu.

Serkan ise tipik bir çözüm odaklı erkek karakterini temsil ediyordu. Erkekler çoğunlukla sorunları çözme isteğiyle hareket ederler. Onlar için, bir şeyin yanlış gitmesi, hemen bir adım atılması gereken bir durumdur. Serkan’ın “Konuşsana” dediği an, onun çözüm arayışını temsil ediyordu.

Konuşmak, Bir Anlam Taşır…

Eda’nın gözleri, son bir kez Serkan’a bakarak, “Konuşsana, Serkan,” dedi. O an, Eda aslında şunu demek istiyordu: “Beni anla, çözüme odaklanma. Benimle ol, benim halimi anla, sessizliğimi dinle.” Bu basit ama derin anlam, aslında tüm ilişkilerde karşılaşılan bir gerçeği ortaya koyuyor. Bazen, iki insan arasında gerçek iletişim, sorunları çözmek değil, onları anlamaktan geçer.

Serkan, bu noktada değişmeye başladı. Eda’nın "konuşsana" demesiyle, artık sadece bir çözüm değil, bir anlayış arayışı olduğunu fark etti. Eda’nın söylediklerini dinledi, ama dinlemek sadece sesleri duymak değil, duyguları hissetmekti.

Sonuç Olarak…

Eda ve Serkan, uzun bir sessizlikten sonra birbirlerine bir adım daha yaklaştılar. Eda, sonunda, “Sadece bunu istiyorum, Serkan. Konuşsana, ne olur...” dedi. Serkan, daha fazla sessiz kalamayacağını fark etti ve ona sarıldı. O an, her şey sessiz bir şekilde çözüldü.

Bu hikâye, belki hepimizin yaşadığı bir durumu anlatıyor. Kadınlar ve erkekler, çoğu zaman farklı yaklaşımlar sergiler. Ancak en önemli şey, birbirimizin ihtiyaçlarını anlamak ve bunları kabul etmektir. Eda, konuşmak istiyordu. Serkan ise, çözüm arıyordu. Fakat sonunda, her şeyin temeli, birbirini dinlemekte ve anlamaktadır.

Peki, Sizin Hikâyeniz Ne?

Sizce, bu tür anlarda erkeklerin ve kadınların bakış açıları gerçekten birbirinden bu kadar mı farklı? Yoksa, birbirimizi gerçekten dinlediğimizde, anlamadığımızı düşündüğümüz şeyleri fark edebilir miyiz? Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Forumda sizin de böyle deneyimleriniz varsa, lütfen paylaşın…