Umut
New member
Pera İsmi Dinen Caiz Midir? Pera Adını Koymayı Düşünen Bir Ailenin Hikâyesi
Pera İsmi Dinen Caiz Midir? Bir İsmin Peşinde İstanbul’dan Başlayan Hikâye
Geçenlerde ailece otururken konu bir anda hiç beklemediğimiz bir yere geldi. Masanın üzerinde birkaç isim yazılıydı. Kimi isim Kur’an’da geçiyordu, kimi Arapça kökenliydi, kimi ise yalnızca kulağa hoş geldiği için listemize girmişti. Fakat içlerinden biri diğerlerinden farklıydı: Pera.
İlk anda hepimizin hoşuna gitti. Kısa, akılda kalıcı ve zarifti. Fakat birkaç dakika sonra masadaki sohbetin yönü değişti.
“Pera ismi dinen caiz mi?”
Bu soru sorulunca aslında yalnızca bir ismin caiz olup olmadığını konuşmadığımızı fark ettim. Bir ismin anlamını, kökenini, Kur’an’da geçip geçmediğini, başka bir kültüre ait olup olmadığını ve bütün bunların İslam açısından ne ifade ettiğini tartışmaya başlamıştık.
Belki sizin de başınıza gelmiştir. Bir isim duyarsınız, kalbinize dokunur; sonra çevreden biri “Ama bu isim Kur’an’da geçiyor mu?” diye sorar. Bir başkası “Arapça değilse koymak doğru mu?” der. Sonra konu büyür ve birkaç harften oluşan bir isim, ailenin bütün değerlerini tartıştığı bir meseleye dönüşür.
Ben de Pera ismini araştırırken tam olarak böyle bir yolculuğa çıktım.
Pera İsminin Hikâyesi İstanbul’un Eski Sokaklarında Başlıyor
Pera denildiğinde benim zihnimde önce eski İstanbul canlanıyor. Bugünkü Beyoğlu’nun tarihî adı olan Pera, İstanbul’un özellikle 19. yüzyılda farklı toplulukların, dillerin, ticaretin ve sanatın bir araya geldiği bölgelerinden biriydi.
İsmin kökeni Yunanca ile ilişkilendirilir ve genel olarak “öte”, “karşı taraf” veya “karşı yaka” anlamlarıyla açıklanır. Günümüzde isim olarak kullanılan Pera da bu tarihî ve coğrafi çağrışımı taşır.
Burada ilginç bir ayrıntı var.
“Pera” denildiğinde aslında doğrudan bir dinî kavramdan söz etmiyoruz. Bir peygamber adı, ilahî sıfat veya ibadetle ilgili özel bir terimden söz etmiyoruz. Daha çok tarihî ve coğrafi bir isimden söz ediyoruz.
Bu ayrım, dinî açıdan değerlendirme yaparken oldukça önemli.
Çünkü İslam’da bir ismin mutlaka Arapça olması gerektiğine dair genel bir şart bulunmuyor. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu da çocuğa isim verirken ismin mutlaka Arapça olmasının veya Kur’an-ı Kerim’de geçmesinin gerekmediğini; esas olanın ismin güzel anlam taşıması ve yadırganmayacak nitelikte olması olduğunu belirtiyor.
Yani “Kur’an’da geçmiyor” ile “dinen caiz değil” aynı şey değildir.
Bence birçok ailenin kafasının karıştığı nokta tam olarak burası.
Masadaki İlk Tartışma: “Kur’an’da Geçmiyorsa Olmaz mı?”
O akşam masada erkeklerden biri hemen pratik bir çözüm aramaya başladı.
“Önce ölçütleri belirleyelim,” dedi. “İsmin anlamı ne? Dinî açıdan sakıncalı bir anlamı var mı? Allah’a mahsus bir isim mi? Şirk veya başka bir inanç unsurunu çağrıştırıyor mu? Bunlara bakalım.”
Bu yaklaşım bana oldukça tanıdık geldi. Konuyu parçalarına ayırıp sonuca ulaşmaya çalışıyordu.
Fakat masadaki kadınlardan biri biraz farklı düşündü.
“Bunların hepsi önemli,” dedi. “Ama bir çocuğun taşıyacağı ismin onun ailesiyle, kültürüyle ve toplumdaki kimliğiyle nasıl bir ilişki kuracağını da düşünmeliyiz.”
İkisi aslında birbirine karşı çıkmıyordu.
Biri sorunu çözmeye çalışıyordu, diğeri ise sorunun insan tarafını görünür hâle getiriyordu.
Bence güzel olan da buydu.
Çünkü isim seçmek yalnızca teknik bir işlem değil. Bir yandan “Bu isim dinen uygun mu?” sorusuna cevap ararken, diğer yandan “Çocuğumuz bu isimle nasıl bir hayat yaşayacak?” sorusunu da sormak gerekiyor.
Üstelik bu yaklaşımı kadınlara ve erkeklere kesin roller biçerek açıklamak doğru olmaz. Erkeklerin yalnızca mantıklı ve kadınların yalnızca duygusal olduğunu söylemek ne gerçekçi ne de adil. Bizim masadaki örnekte sadece farklı düşünme biçimleri vardı. Üstelik birkaç dakika sonra roller tamamen değişti; aynı erkek, ismin çocuk üzerindeki sosyal etkisini düşünmeye başladı, aynı kadın ise “Önce dinî ölçüyü netleştirelim” diyerek araştırmayı sistematik hâle getirdi.
Belki de mesele cinsiyetten çok karakter ve tecrübe meselesiydi.
Pera İsmi İslam Açısından Neden Sakıncalı Görünmüyor?
Araştırmanın en önemli kısmına burada geldik.
Diyanet’in isim verme konusundaki açıklamalarında temel ölçü, çocuğa güzel ve anlamlı bir isim verilmesi. Ayrıca Allah’a özgü isimlerin doğrudan insanlara verilmesi konusunda özel bir hassasiyet bulunuyor.
Hz. Peygamber’in de kötü veya hoş olmayan anlamlar taşıyan bazı isimleri değiştirdiğine dair rivayetler bulunuyor. Diyanet’in yayımladığı kaynaklarda bu uygulamanın, isimlerin anlamına dikkat edilmesi gerektiğini gösteren örneklerden biri olduğu aktarılıyor.
Buradan hareketle Pera ismine baktığımızda karşımıza olumsuz, hakaret içeren, şirk çağrıştıran veya Allah’a mahsus bir anlam çıkmıyor.
Pera, tarihî bir yer adı ve Yunanca kökenli bir kelime olarak kullanılıyor.
Dolayısıyla sırf Yunanca kökenli olduğu için “dinen caiz değildir” demek doğru bir yaklaşım olmaz.
Asıl soru şudur:
Bu ismin anlamında veya kullanımında İslam’ın temel inançlarına aykırı bir unsur var mı?
Pera açısından böyle bir unsur bulunmadığı için, genel isim verme ilkeleri çerçevesinde Pera isminin kullanılmasının dinen caiz olduğu söylenebilir.
Fakat burada önemli bir ayrıntı var.
“Caiz” demek, “Bu isim İslam’ın özellikle tavsiye ettiği isimlerden biridir” demek değildir.
İkisini birbirinden ayırmak gerekiyor.
Pera Kur’an’da Geçiyor mu?
Hayır. Pera ismi Kur’an-ı Kerim’de geçen bir isim değildir.
Fakat bu durum tek başına ismin kullanılmasını yasaklamaz.
Diyanet’in açıklamasında açıkça belirtildiği üzere, çocuklara verilecek isimlerin mutlaka Arapça olması veya Kur’an’da geçmesi şart değildir.
Bu noktada hikâyemizdeki tartışma yeniden alevlendi.
“Kur’an’da geçmiyorsa neden insanlar özellikle bunu soruyor?” diye soruldu.
Aslında cevabı biraz tarihimizde saklı.
Yüzyıllar boyunca Müslüman toplumlarda Arapça, Farsça, Türkçe ve farklı kültürlerden gelen isimler birlikte kullanıldı. Bir ismin Müslüman toplumlarda yaygın olmasıyla Kur’an’da geçmesi aynı şey değildir.
Örneğin bir isim İslam kültüründe yaygınlaşabilir ama Kur’an’da hiç yer almayabilir. Tersine Kur’an’da geçen bazı kelimeler de doğrudan kişi ismi olarak kullanılmayabilir.
Pera İsmi Dinen Caiz Midir? Bir İsmin Peşinde İstanbul’dan Başlayan Hikâye
Geçenlerde ailece otururken konu bir anda hiç beklemediğimiz bir yere geldi. Masanın üzerinde birkaç isim yazılıydı. Kimi isim Kur’an’da geçiyordu, kimi Arapça kökenliydi, kimi ise yalnızca kulağa hoş geldiği için listemize girmişti. Fakat içlerinden biri diğerlerinden farklıydı: Pera.
İlk anda hepimizin hoşuna gitti. Kısa, akılda kalıcı ve zarifti. Fakat birkaç dakika sonra masadaki sohbetin yönü değişti.
“Pera ismi dinen caiz mi?”
Bu soru sorulunca aslında yalnızca bir ismin caiz olup olmadığını konuşmadığımızı fark ettim. Bir ismin anlamını, kökenini, Kur’an’da geçip geçmediğini, başka bir kültüre ait olup olmadığını ve bütün bunların İslam açısından ne ifade ettiğini tartışmaya başlamıştık.
Belki sizin de başınıza gelmiştir. Bir isim duyarsınız, kalbinize dokunur; sonra çevreden biri “Ama bu isim Kur’an’da geçiyor mu?” diye sorar. Bir başkası “Arapça değilse koymak doğru mu?” der. Sonra konu büyür ve birkaç harften oluşan bir isim, ailenin bütün değerlerini tartıştığı bir meseleye dönüşür.
Ben de Pera ismini araştırırken tam olarak böyle bir yolculuğa çıktım.
Pera İsminin Hikâyesi İstanbul’un Eski Sokaklarında Başlıyor
Pera denildiğinde benim zihnimde önce eski İstanbul canlanıyor. Bugünkü Beyoğlu’nun tarihî adı olan Pera, İstanbul’un özellikle 19. yüzyılda farklı toplulukların, dillerin, ticaretin ve sanatın bir araya geldiği bölgelerinden biriydi.
İsmin kökeni Yunanca ile ilişkilendirilir ve genel olarak “öte”, “karşı taraf” veya “karşı yaka” anlamlarıyla açıklanır. Günümüzde isim olarak kullanılan Pera da bu tarihî ve coğrafi çağrışımı taşır.
Burada ilginç bir ayrıntı var.
“Pera” denildiğinde aslında doğrudan bir dinî kavramdan söz etmiyoruz. Bir peygamber adı, ilahî sıfat veya ibadetle ilgili özel bir terimden söz etmiyoruz. Daha çok tarihî ve coğrafi bir isimden söz ediyoruz.
Bu ayrım, dinî açıdan değerlendirme yaparken oldukça önemli.
Çünkü İslam’da bir ismin mutlaka Arapça olması gerektiğine dair genel bir şart bulunmuyor. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu da çocuğa isim verirken ismin mutlaka Arapça olmasının veya Kur’an-ı Kerim’de geçmesinin gerekmediğini; esas olanın ismin güzel anlam taşıması ve yadırganmayacak nitelikte olması olduğunu belirtiyor.
Yani “Kur’an’da geçmiyor” ile “dinen caiz değil” aynı şey değildir.
Bence birçok ailenin kafasının karıştığı nokta tam olarak burası.
Masadaki İlk Tartışma: “Kur’an’da Geçmiyorsa Olmaz mı?”
O akşam masada erkeklerden biri hemen pratik bir çözüm aramaya başladı.
“Önce ölçütleri belirleyelim,” dedi. “İsmin anlamı ne? Dinî açıdan sakıncalı bir anlamı var mı? Allah’a mahsus bir isim mi? Şirk veya başka bir inanç unsurunu çağrıştırıyor mu? Bunlara bakalım.”
Bu yaklaşım bana oldukça tanıdık geldi. Konuyu parçalarına ayırıp sonuca ulaşmaya çalışıyordu.
Fakat masadaki kadınlardan biri biraz farklı düşündü.
“Bunların hepsi önemli,” dedi. “Ama bir çocuğun taşıyacağı ismin onun ailesiyle, kültürüyle ve toplumdaki kimliğiyle nasıl bir ilişki kuracağını da düşünmeliyiz.”
İkisi aslında birbirine karşı çıkmıyordu.
Biri sorunu çözmeye çalışıyordu, diğeri ise sorunun insan tarafını görünür hâle getiriyordu.
Bence güzel olan da buydu.
Çünkü isim seçmek yalnızca teknik bir işlem değil. Bir yandan “Bu isim dinen uygun mu?” sorusuna cevap ararken, diğer yandan “Çocuğumuz bu isimle nasıl bir hayat yaşayacak?” sorusunu da sormak gerekiyor.
Üstelik bu yaklaşımı kadınlara ve erkeklere kesin roller biçerek açıklamak doğru olmaz. Erkeklerin yalnızca mantıklı ve kadınların yalnızca duygusal olduğunu söylemek ne gerçekçi ne de adil. Bizim masadaki örnekte sadece farklı düşünme biçimleri vardı. Üstelik birkaç dakika sonra roller tamamen değişti; aynı erkek, ismin çocuk üzerindeki sosyal etkisini düşünmeye başladı, aynı kadın ise “Önce dinî ölçüyü netleştirelim” diyerek araştırmayı sistematik hâle getirdi.
Belki de mesele cinsiyetten çok karakter ve tecrübe meselesiydi.
Pera İsmi İslam Açısından Neden Sakıncalı Görünmüyor?
Araştırmanın en önemli kısmına burada geldik.
Diyanet’in isim verme konusundaki açıklamalarında temel ölçü, çocuğa güzel ve anlamlı bir isim verilmesi. Ayrıca Allah’a özgü isimlerin doğrudan insanlara verilmesi konusunda özel bir hassasiyet bulunuyor.
Hz. Peygamber’in de kötü veya hoş olmayan anlamlar taşıyan bazı isimleri değiştirdiğine dair rivayetler bulunuyor. Diyanet’in yayımladığı kaynaklarda bu uygulamanın, isimlerin anlamına dikkat edilmesi gerektiğini gösteren örneklerden biri olduğu aktarılıyor.
Buradan hareketle Pera ismine baktığımızda karşımıza olumsuz, hakaret içeren, şirk çağrıştıran veya Allah’a mahsus bir anlam çıkmıyor.
Pera, tarihî bir yer adı ve Yunanca kökenli bir kelime olarak kullanılıyor.
Dolayısıyla sırf Yunanca kökenli olduğu için “dinen caiz değildir” demek doğru bir yaklaşım olmaz.
Asıl soru şudur:
Bu ismin anlamında veya kullanımında İslam’ın temel inançlarına aykırı bir unsur var mı?
Pera açısından böyle bir unsur bulunmadığı için, genel isim verme ilkeleri çerçevesinde Pera isminin kullanılmasının dinen caiz olduğu söylenebilir.
Fakat burada önemli bir ayrıntı var.
“Caiz” demek, “Bu isim İslam’ın özellikle tavsiye ettiği isimlerden biridir” demek değildir.
İkisini birbirinden ayırmak gerekiyor.
Pera Kur’an’da Geçiyor mu?
Hayır. Pera ismi Kur’an-ı Kerim’de geçen bir isim değildir.
Fakat bu durum tek başına ismin kullanılmasını yasaklamaz.
Diyanet’in açıklamasında açıkça belirtildiği üzere, çocuklara verilecek isimlerin mutlaka Arapça olması veya Kur’an’da geçmesi şart değildir.
Bu noktada hikâyemizdeki tartışma yeniden alevlendi.
“Kur’an’da geçmiyorsa neden insanlar özellikle bunu soruyor?” diye soruldu.
Aslında cevabı biraz tarihimizde saklı.
Yüzyıllar boyunca Müslüman toplumlarda Arapça, Farsça, Türkçe ve farklı kültürlerden gelen isimler birlikte kullanıldı. Bir ismin Müslüman toplumlarda yaygın olmasıyla Kur’an’da geçmesi aynı şey değildir.
Örneğin bir isim İslam kültüründe yaygınlaşabilir ama Kur’an’da hiç yer almayabilir. Tersine Kur’an’da geçen bazı kelimeler de doğrudan kişi ismi olarak kullanılmayabilir.